Reklamı Kapat

CHP Uluslararası Suriye Konferansı düzenliyor

CHP tarafından uluslararası düzeyde düzenlenen “Suriye’de Barışa Açılan Kapı - Uluslararası Suriye Konferansı” başladı. Açılış konuşmasını CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba’nın yaptığı konferansa İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da konuşmacı olarak katıldı. Kılıçdaroğlu "Ankara ile Şam arasındaki yolun barışa giden en kestirme yol olduğunu ve Suriye’nin geleceğine ancak Suriye halkının karar verebileceğini hiç unutmamalıyız." dedi.

Haber albümü için resme tıklayın

Konuşmasına “En uzun sınırımız olan Suriye ile dostluk bağlarını kurmak isteyen bir partinin genel başkanı olarak konuşuyorum” şeklinde başlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,konuşmasını şu şekilde sürdürdü

Değerli Konuklar,

Suriye’deki savaşın yakıcılığını en çok hisseden ve giderek de daha fazla hissetmeye başlayan ülkemizde düzenlediğimiz “Suriye’de Barışa Açılan Kapı” başlıklı konferansımıza hoşgeldiniz.

Bugün sizlere, en uzun kara sınırlarımızı paylaştığımız, ortak tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğumuz, Orta Doğu’ya ve Körfez'e açılan kapılarımızdan biri olan Suriye ile bir an önce dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerini yeniden kurmak isteyen bir siyasi partinin genel başkanı olarak sesleniyorum.

Bugün sizlere, bölgesinde savaş değil barış isteyen, komşularıyla ilişkilerini de bu anlayış ve vizyon üzerine kuran, Türkiye Cumhuriyeti'nin olduğu gibi partimizin de kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk'ün en veciz sözü "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesine sahip çıkmak üzere sesleniyorum.  

Değerli konuklar,

Mart 2011’de Suriye’de iç karışıklıklarla başlayan, daha sonra ülke geneline yayılan ve dış müdahalelerin de etkisiyle derinleşen iç savaş, kısa sürede küresel ölçekte büyük bir insanî felakete dönüştü.

Türkiye, bölgemizdeki bu yangını söndürebilecek kapasiteye sahip, güçlü ve itibarlı bir bölge ülkesi iken, uygulanan yanlış Suriye politikası nedeniyle komşumuzdaki yangının büyümesine sebep oldu.

Ve bu yangın hiç tereddütsüz doğrudan Türkiye'yi de etkiledi.

İşte bu konferans, bölgemizdeki yangını söndürme istek ve niyetimizin, Türkiye ve Suriye halkları arasındaki tarihsel bağlara ve kardeşliğe verdiğimiz önemin, bölgemizin huzur ve refahına katkı yapma çabamızın ve her şeyden önemlisi, Türkiye’nin dış politikasının yeniden barışçıl temeller üzerinde yükselmesine yönelik özlemimizin bir çabasıdır.

CHP olarak bu konferansla, Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkileri onarmak için, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana attığımız adımlara bir yenisini ekliyoruz. 

Hatırlatmam gerekirse, 2011 yılından bu yana,

1) Suriye’de akan kan dursun, bölgemizde barış rüzgarları essin diye, Suriye yönetimiyle Eylül 2011’de, Suriye muhalefetiyle ise Aralık 2012’de temas ederek diyalog ortamı kurmaya çalıştık;

2) Nisan 2012’de TBMM’de bir genel görüşme önerisi vererek Suriye konusunda bütün siyasi partilerin barıştan yana ortak bir tutum almaları için çaba gösterdik;

3) Yine Nisan 2012’de İstanbul’da bir "Arap Baharı konferansı" toplayarak bölgemizin barışa, eşitliğe ve özgürlüğe olan özlemini dile getirdik;

4) Ağustos 2012’de Suriye’deki savaşa son vermek için Türkiye öncülüğünde bir uluslararası konferans toplanmasını önerdik, iktidar tarafından reddedilen önerimizin bir benzeri Cenevre Süreci olarak bugün işlemektedir;

5) Şubat 2013’te Sosyalist Enternasyonal bünyesinde bir Suriye Çalışma Grubu kurulmasını sağladık;

6) Mart 2013’te dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’a Suriye konusunda çözüm için önerilerimizi içeren bir mektup gönderdik;

7) Haziran 2016’da ülkemizdeki Suriyeli sığınmacılar sorununa sosyal demokrat bir perspektifle çözüm önerileri üreten bir kitap yayımladık, aynı konuda Mart 2019’da da iki adet rapor yayımladık;

8) Mayıs 2018’de açıkladığımız seçim bildirgesinde “Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı”, OBİT’in kurulmasını önerdik. Gururla ifade etmek isterim ki başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere özellikle Ortadoğu’ya yönelik hassasiyeti bulunan tüm ülkelerin siyasi ve/veya diplomatik temsilcileri OBİTi bölge için en önemli önermelerden biri olarak kabul ettiklerini ifade ediyorlar. İlk etapta Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin katılımıyla kurulmasını öngördüğümüz OBİT’in kısa sürede bölgeden tüm dünyaya yayılacak barışın öncüsü olacağına inanıyoruz

9) Eylül 2018’de İdlib konusunda altı maddelik bir çağrı yaparak yaklaşan tehlikeye karşı bütün sorumluları uyardık;

Bu çabalarımızın tek bir amacı vardı: Doğunun ve batının buluştuğu, kültürlerin bin yıllardır birbirleriyle kucaklaştığı coğrafyamızda akan kanı durdurmak ve bölge halklarının geleceğe eşitlik ve kardeşlik içinde umutla bakmalarını sağlamak.

İzlenen dış politikanın Türkiye’nin çıkarlarına endekslenmiş bir dış politika olmadığını, 90 yıllık dış politikamızın kısa bir süreç içinde perişan edildiğini ve bütün birikimlerimizin çöp sepetine atıldığını, Ortadoğu’ya mezhep eksenli bakılmasının Türkiye’nin tarihinde görülmemiş olduğunu vurguladık. 

Eskiden Türkiye Ortadoğu coğrafyasına tarafsız bakışıyla bütün bölge ülkelerinde saygı görürdü. Son yıllarda izlenen politika ise tam tersi bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Şimdi komşularımız "Türkiye bize neden düşman?" diye soruyorlar.

Şu hususun altını kuvvetle çizmek isterim. Biz uluslararası hukuktan yanayız. Silahlı müdahaleler bakımından uluslararası meşruiyetin tek kaynağı hâlâ BM Güvenlik Konseyi’nin kararlarıdır. Uluslararası hukuka ve sağduyulu bir dış politikaya saygı göstererek hareket etmek zorundayız…

2011 yılından bu yana yaşadıklarımız ve bugün geldiğimiz nokta, CHP’nin konuya ilişkin tutumunun ne kadar isabetli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle, doğru bildiğimiz yolda, yürümeye devam edeceğiz!

Değerli konuklar,

Suriye’deki savaşın sona ermekte olduğuna ilişkin kanaat her geçen gün güçlenirken, Ankara ve Şam’ın önlerinde yanıt bekleyen sorular bulunduğunu ve barışa doğru atılması gereken adımların olduğunu unutmamalıyız.

Öncelikle, Suriye Anayasası’nı yazacak bir Anayasa Komitesi’nin nihayet oluşturulmasını not ediyor, yeni anayasanın Suriye’nin demokratikleşmesini sağlamasını ve Suriye halkının geleceğini aydınlatmasını diliyoruz. 

Anayasa Komitesi hepimizin bildiği gibi Suriye Yönetimi'nin, Suriye muhalefet temsilcilerinin ve Sivil Toplum Kuruluşlarının belirledikleri ellişer isimden oluşan 150 kişilik bir listedir. 

Bu komitenin dış müdahalelerden uzak bir şekilde, Suriye halkının ortak çıkarları zemininde mutabakat sağlamaya odaklanması beklenir. 

Aynı şekilde, Suriye'nin farklı dil, din, mezhep ve etnik aidiyetlerinin oluşturduğu çoğulcu ve seküler toplum yapısının korunmasına da özen gösterilmesi büyük önem taşımaktadır. 

Biz hep savunageldik, bugün de aynı kararlılıkla savunuyoruz: Suriye'nin geleceğine Suriye halkının karar vermesi demokrasinin, egemenliğin ve bağımsızlığın "olmazsa olmazıdır".

Bu nedenle Suriye’deki yeni anayasa çalışmalarına atıfla rahatlıkla söyleyebilirim ki “Egemenlik kayıtsız şartsız Suriye milletinin olmalıdır.”

Değerli konuklar,

İdlib’deki gelişmeler son derece kaygı vericidir. İdlib’de El Kaide ve türevi örgütlere mensup, on binlerce teröristin Türkiye’ye sızma olasılıkları ülkemizin güven ve istikrarı için ciddi bir tehlikedir.

İdlib’deki gözlem noktalarındaki askerlerimizin can güvenliği hepimizin ortak kaygısıdır. 

Öte yandan İktidarın izlediği savaş politikalarının mağdurları olarak ülkemize sığınan milyonlarca Suriyelinin durumu sadece bizi değil bütün demokratik dünyayı düşündürmelidir!

Değerli konuklar,

Türkiye çok uzun süredir terör örgütlerinin hedefi altındadır. Ülkemiz içinde teröre karşı sürdürülen mücadelenin, sınırlarımızın ötesinde sürmesi ise uluslararası anlaşmaların ve angajmanların sağladığı bir haktır.

Bu bağlamda, Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlamak amacıyla Suriye toprakları üzerinde sürdürdüğü terörle mücadelenin meşruluğuna inanıyoruz. Ancak terörle mücadelenin Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı gösterilerek ve doğrudan Şam yönetimiyle ilişki kurularak sürdürülmesinin en doğru yol olduğu inancındayız.  

Aklımızdan çıkarmamamız gereken bir gerçek var. O da Suriye’nin barışı ile Türkiye’nin huzurunun iç içe geçmiş olduğu gerçeğidir.

Bunun için,

1) Ankara ile Şam arasındaki yolun barışa giden en kestirme yol olduğunu ve Suriye’nin geleceğine ancak Suriye halkının karar verebileceğini hiç unutmamalıyız,

2) ABD ve Rusya’nın çıkarları arasında savrulmamak için, toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlık, egemenlik ve iyi komşuluk ilişkileri ilkelerine dayanan, bütünlüklü ve uyumlu tek bir Suriye politikası izlemeliyiz, 

3) Suriye yönetimi başta olmak üzere, uluslararası hukuka ve ilişkilere dayalı, meşruluğu olan bütün aktörlerle, tıpkı burada olduğu gibi konuşarak diplomasiyi etkin kılmalıyız,

4) Bugüne kadar, uluslararası hukuk ve meşruiyete aykırı bütün hamlelerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz,

5) Suriye yeniden güvenli ülke olduktan sonra ülkemizdeki sığınmacıların gönüllü geri dönüşlerini teşvik etmeli ve bu amaca uygun politikalar geliştirmeliyiz.

Değerli konuklar,

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye’de ellerini hep barışa uzatan en güçlü siyasi parti olduğunu bir kez daha vurgulayarak ve konferansımızın başarılı geçmesini dileyerek, Nazım Hikmet’in dizeleriyle sözlerime son veriyorum:

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

bu hasret bizim...”

Türkiye ve Suriye halklarının barış içinde, bir orman gibi kardeşçe yaşamaları için çalışmaya devam edeceğiz!

Hepinize şükranlarımı sunuyorum.

28 Eylül 2019 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Türkiyem TV Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Türkiyem TV hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Ankara Markaları

Türkiyem TV, Ankara ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (312) 220 00 44
Reklam bilgi


Anket Önümüzdeki süreçte herhangi bir erken seçim olacağını düşünüyor musunuz?