Güzel şey insan

İnsanın varoluşundan getirdiği huyudur, sınır çizmeyi sever. Bir kimliğe bürünmeyi, kendine bir daire çizip oraya ait olmayı kendini orada anlamlandırıp çemberin dışında kalanlara öteki demeyi sever. İnsan eliyle yaptığı heykellerin önünde diz çöküp onlara ait olduğu ve onlara hizmet ettiğini söylemeyi sever. O eliyle yaptığı, yarattığının kendini yarattığına inandığına inanmayanı öteki sayar.

Sahi insan neden ötekileştirmeyi sever?

Ötekileştirerek kendine düşman yaratmak onlarla savaşmak nasıl bir mutluluk verir ki insana.

İçsel bir mevzu aidiyet. Güvenli kılar ama ötekileştirmek insanı insan olmaktan uzaklaştırır aslında. İnsana fark ettirmeden. Hayatı birbirimize zorlaştırma yarışı içinde durup bir nebze düşünmeden uzaklaşıyoruz birbirimizden. Cam kırıkları gibi saçılmışız hayata, her yanımız ayrı keskin. Tutanın, basanın, susanın, konuşanın, sevdiğimiz sevmediğimiz her insanın bir yerini kesiyoruz, bizimkini onların kestiği gibi.

Yael Navaro Yaşin “Kültür kehanetleri ve yerellerin toplumsal inşası” isimli makalesinde bir olay aktarır: Ayasofya’ya gitmek için sırada bekleyen iki kadın karşılaşır. Biri kısa saçlı, eteği dizinde, üzerinde vücudunu saran bir bluz diğeri ise çarşaflıdır. Etekli ve kısa saçlı kadın çarşaflı olana yaklaşır ve bunun bilet kuyruğu olup olmadığını sorar. Çarşaflı olan şaşırır ve döner der ki;

-A Türkçe biliyor musunuz? Ben sizi yabancı sanmıştım”

Kısa saçlı kadın buna biraz bozulur ve kızgın bir ses tonuyla,

-Evet Türk’üm, der ve ekler

-Siz de hiç Türk’e benzemiyorsunuz ben de sizi Arap sanmıştım.

Çarşaflı kadın

-Elhamdülillah Türk’üm ve Müslümanım”

Kısa saçlı kadın

-Bende

İşte bu sorunsal bizi insan olmaktan uzaklaştırıp dikenli tellerle çevrili bir sosyal yaşamın mahkumu yapıyor. Her gün bir parçamız bu tellere takılıyor. Birbirimizden uzaklaşıyor birbirimizi anlamaz hale geliyoruz. Kim kimin ötekisi, biz kimin ötekisiyiz diye durup düşünsek belki de her şeyi anlayacağız. Her insan kendi masalının, kendi ufkunun ve kendi aidiyetlerinin kahramanıdır. Onu yargılamak kahramanlığına tecavüz etmek değil midir? Aslında çok daha derin sosyolojik olan bu mevzunun daha geniş ele alınması gerektiğini biliyorum. Bu konuya dair okuduğum bir çok eserin har adımında durup dilime dolanan o cümleyi şimdi burada da kuracağım.

İnsanı sevince değişir her şey.

Bu bakış açısı batıdan doğuya oradan uzak doğuya kadar uzanan bütün öğretilerin mistik bakış açısının özüdür işte. Öteki diye tanımladığımız insanların bize baktığı yerden hayata bakıp anlamaya algılamaya ve sevmeye çalışsak hayat nasıl da güzel olur. Bizden olmayanın aynasında suretimizi şekillendirip bu hudutsuzlukla insanı sevsek her şey çözülür diye düşünüyorum.

Dünya kocaman bir sıkıntı yumağı ve tepeden tırnağa acıya dönüşmüşken sevgiye sığınmaktan başka çaremiz yok. İlhan Berk “Aşk” isimli şiirinde der ki;

“Nicedir bir pencereden deniz güzel değil

Nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden.

Sen gel bizi yeni vakitlere çıkar”

Bu pencere yaşama bakan umuda dönük pencere olsun. Yorulmadık mı birbirimize acı yaşatmaktan, yorulmadık mı kandan gözyaşından. Yorulmadık mı içimizde ki insanı yalnızlaştırmaktan. Her insanın bir birey olduğunu her insanın kendi sevdiği inandığı gönül verdiğiyle güzel olduğunu idrak etmek zorundayız. İnanın güzel şey insan olmak. Camide de güzel, cem evinde de, kilisede de güzel insan her yerde güzel. Direnirken de haksızlığa, şehit olurken de vatan uğruna. Semah dönerken de, dua ederken de güzel insan. Aşıkken de güzel, yalnızken de. Hasret çekerken de güzel, türkü söylerken de güzel. Marş söylerken de insan güzel şey yahu.

Birbirimizi ötekileştirmeden severek, anlayarak, empati kurarak, şiir yazarak, öteki demeden kimsenin ötekisi olmadan yaşamak insan olmaktır.

Çünkü insan insanı sevince güzel.

Ne demişti üstat;

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine…

Sevgiyle kal insanım.

Bu selam senin insan yanına.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tuğba Topal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Türkiyem TV Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Türkiyem TV hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Türkiyem TV editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Türkiyem TV değil haberi geçen ajanstır.



Ankara Markaları

Türkiyem TV, Ankara ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (312) 220 00 44
Reklam bilgi