Tuğrul Arık\ CORONA’DAN OSMANLI’YA

 Öncelikle malum salgını, dünyaca en az hasarla atlatmayı temenni ediyorum.   Hasarı azaltmak için alınan tedbirler her gün gittikçe artıyor. Umarım t...

 Öncelikle malum salgını, dünyaca en az hasarla atlatmayı temenni ediyorum.

 

Hasarı azaltmak için alınan tedbirler her gün gittikçe artıyor. Umarım ters orantıyla   hastalığın yayılması da azalır.

 

Bu tedbirler sonucu günlük hayattaki bir çok aktivitemiz kısıtlanmaya başladı. Bu kısıtlamalar belki bir hafta, on gün bizi az bunaltacak. Fakat daha da uzun sürerse; tıpkı İtalya’da olduğu gibi kimilerimizin psikolojik destek almasını zorunlu kılacak etkilerde bulunacak.

 

Bu durum bana, çok değil yaklaşık 100 yıl önceki yaşam tarzını hatırlattı.

 

 

***

 

 

Osmanlı'da günlük hayat nasıldı diye merak edenler varsa, bugünlerde alınan tedbirler sayesinde kolayca anlayabilirler. Tabii ki Osmanlı İmparatorluğu 600 yıllık tarihi ve üç kıtaya yayılan hükümranlığı, bünyesinde barındırdığı 72 milletlik zenginliği ve her şehrinin kendine özgü havasıyla müthiş bir çeşitliliğe sahipti.

 

Yine de halk, bilhassa yetki sahaları içerisinde bir küçük hükümdar olan kadılar eliyle, tek bir merkezi yönetime tabi olduklarını her daim hissederlerdi. Bu durum özellikle büyük şehirlerde daha da aşikardı. Hatta İmparatorluğun son yarım asrında, yönetim kademelerindeki hızlı değişime mukabil sosyal hayat hemen hemen aynı kalmıştır.

 

Bunun izlerini Mithat Cemal Kuntay’ın “Üç İstanbul” ve yahut Refik Halid Karay’ın “Üç Nesil Üç Hayat” eserlerinde izlemek mümkündür.

 

 

***

 

 

Kabaca söylemek gerekirse;

 

İşsiz olanlar şehir meydanlarında falan gezemezdi. 3-5 kişi bir araya gelse dikkat çekerdi.

 

Başka şehre gitmek için sağlam bir gerekçe ile izin almalıydınız. Şehir içinde de oturmadığınız mahallelere kolayca giremezdiniz.

 

Gece yatsıdan sonra dışarı çıkılamazdı. (Fenerle çıkılabilir demek, normal çıkılamaz demektir.)

 

Hamamlar yani bir nevi spalar, limanlar vs. sıkı kontrol edilirdi, içkili yerler yasaktı.

 

Kahveler çoğu zaman kapalıydı, açık olsa da siyaset konuşmak yasaktı. Bugünkü gibi futbol ve saire gibi sohbet konuları da yoktu. Hatta kimi yabancı kadın seyyahların anılarında, kahvelere girdiklerinde kadın olmalarına rağmen yüzlerine dahi bakılmayan bir umursamazlık içinde insanların sessizce tütün ve kahve içtiklerinden bahsedilir.

 

Evlerde de bugünkü gibi internet, televizyon vs. yoktu.

 

***

 

 

Bu yaşam tarzı son derece sıkıcı gözükse de Güvenlik-Özgürlük dengesinin bir gereğiydi. Yani özgürlükler kısıtlandıkça güvenlik artar ya da tam tersi özgürlükler arttıkça güvenlik azalır.

 

Osmanlı’daki bu kontrollü yapı, şehirlerde son derece düzenli bir hayatı temin eder, keşmekeşi önler ve suç oranlarını minimumda tutardı.

 

 

***

 

 

Ben de şimdiden merak ediyorum,

 

İnşallah bu corona sürecini atlattığımızda, kısıtlanan sosyal yaşam sayesinde acaba suç oranlarında nasıl bir değişim olacak?

 

İçişleri bakanlığı bir açıklama yaparsa öğrenme şansımız olabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tuğrul Arık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Türkiyem TV Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Türkiyem TV hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Türkiyem TV editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Türkiyem TV değil haberi geçen ajanstır.



Ankara Markaları

Türkiyem TV, Ankara ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (312) 220 00 44
Reklam bilgi

Anket Deva Partisi'nin başarılı olacağını düşünüyor musunuz?